23 NİSAN

22/4/2007 · Kategori: tarih

 

 

23 NİSAN

ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI

23 Nisan 1920, Türk milletinin iradesini temsil eden Birinci Büyük Millet Meclisi’nin açıldığı ve Türk halkının egemenliğini ilân ettiği tarihtir.

Atatürk, 23 Nisan 1924'te '23 Nisan' gününün bayram olarak kutlanmasına karar vermiştir. Bu tarihten 5 yıl sonra 23 Nisan 1929’da Atatürk bu bayramı çocuklara armağan etmiştir ve 23 Nisan ilk defa 1929 yılında Çocuk Bayramı olarak da kutlanmaya başlanmıştır. 1979'da, yine ilk olarak altı ülkenin katılmasıyla uluslararası boyuta taşıdığımız bu millî bayramımıza, ortalama olarak her yıl kırkın üzerinde ülkeden gelen ve Türk çocuklarının misafiri olan yabancı ülke çocukları da katılmaktadır. Dünya’da çocuklarına bayram hediye eden ve bu bayramı bütün dünya ile paylaşan ilk ve tek ülke Türkiye’dir.

Türk milletinin gönlünde, onun bağımsızlığının sarsılmaz ifadesi olarak en önemli yeri işgâl eden 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, her yıl yurdumuzda ve yurtdışındaki temsilciliklerimizde, bütün kurumlarımızda, okullarımızda ve her evde çeşitli etkinliklerle kutlanarak millî birliğimizin kenetlenmiş ifadesini temsil etmektedir.

Büyük önder Atatürk’ün düşüncesinde çocuklar, milletin geleceğidir. Onlara duyduğu sarsılmaz güvenin ve büyük sevginin ifadesi olarak, millî bayramımız olan 23 Nisanlar’ı çocuklara armağan etmiştir. Tarihimizin gurur dolu sayfalarının yeni nesillerce öğrenilmesi ve Türk Devleti’nin devamını emanet edeceğimiz yeni Cumhuriyet bekçilerinin bu bilinçle yetişmesi amacıyla 23 Nisanlar, önemli birer vesiledir.

Milletimize ve bütün çocuklara kutlu olsun.

Atatürk diyor ki:

“Bütün cihan bilmelidir ki artık bu devletin ve bu milletin başında hiçbir kuvvet yoktur, hiçbir makam yoktur. Yalnız bir kuvvet vardır. O da millî egemenliktir. Yalnız bir makam vardır. O da milletin kalbi, vicdanı ve mevcudiyetidir.”

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

IKI TÜRK

25/3/2007 · Kategori: tarih

 

 

İŞTE ONLARIN HİKAYESİ

Yıl 1915, yer Birinci Tayyare Bölüğü Havaalanı, Çanakkale. Adları Ali, Hüseyin, Veli, Mehmet... Mehmetçik...

 

Elde yok, avuçta yok. Ne düşmana atacak kurşun kalmış ne de giyecek potin. Elbiseler yırtık pırtık, yama dahi tutmuyor. Heybelerinde bir dilim kuru ekmek, içecek bir tas suları bile yok. Her şeye rağmen objektifin karşısında öylesine dik, öylesine mağrur durmuşlar ki, askerlikte 'esas duruş'un ne olduğunu dosta düşmana göstermişler. Henüz yaşları 17'den küçük. Zaten posta olarak görevlendirilmelerinin sebebi de bu. Yaşlarına aldırmadan, vatanları uğruna ölmek için geldikleri Çanakkale'de, komutanları sırtlarına tüfek yerine çanta asmış. Şimdi ne isimleri belli, ne de savaştan sağ kurtulup kurtulamadıkları... Onlardan geriye, sadece objektife verdikleri bu poz kaldı.

 

Tarihe ışık tutan albüm

 

Bu pozla birlikte yüzlerce 'Çanakkale Hava Savaşları' fotoğrafını, hava birliklerinin resmi fotoğrafçısı Alman Onbaşı Herman Scheuffler çekmiş. Çanakkale'nin havadan da geçilmemiş olduğunu kanıtlayan bu fotoğrafları, Osmanlı Hava Ordusu'nda görev yapan Alman Pilot Üsteğmen Emil Meinecke toplamış. 1960'lı yıllarda sık sık Avrupa'ya seyahat eden Meinecke, Çanakkale Savaşı'nda Osmanlı Ordusu Tayyare Bölükleri'nde beraber görev yaptığı silah arkadaşlarından savaş yıllarına ait başka fotoğraf ve anılarını da toplamış. Hatta, 1966 yılında İstanbul'da eski Türk silah arkadaşlarıyla da bir araya gelmiş, buradaki anılarını da kaleme almış.

 

Türkiye'ye nasıl getirildi

 

91 yıl aradan sonra ilk kez gün ışığına çıkan bu tarihi belgeleri, 7 yıl önce Ortadoğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Tarih Bölümü Havacılık Tarihi Öğretim Görevlisi Bülent Yılmazer ülkemize kazandırmış. Her şeyin İnternet'te havacılık üzerine araştırma yaparken, satılık koleksiyon ilanını görmesiyle başladığını belirten Yılmazer, şunları söyledi:

 

'Kanada rehberinden ilanı veren kişinin adresini aldım ve yazışmaya başladım. Araştırmalar yaptığımı anlattım. Albümlerin Çanakkale'de pilot olarak görev yapan Emil Meinecke'ye ait olup olmadığını sordum. Albümü satan kişi, gerçekten de Çanakkale'de Osmanlı Ordusu için uçmuş olan pilotun oğlu Hans Meinecke çıktı. Bunu öğrenince çok sevindim. Albümleri satın almak istediğimde Almanya'da müzeye teklif ettiğini oradan cevap beklediğini söyledi. Bir süre sonra ise müjdeli haberi vererek, albümleri bana satacağını belirtti.'

 

Hans Meinecke'yle uzun uzun pazarlık yaptığını anlatan Yılmazer, 'Toplam 6 albüm, 1000 fotoğraf vardı. Bunlardan 300'ü Çanakkale Hava Savaşı'yla ilgiliydi. Ben sadece Çanakkale fotoğraflarını istedim ancak kabul etmedi. Ama diğer 700 fotoğraf da, havacılık tarihi açısından önemli fotoğraflardı. Mecburen 6 albümü birden 1999'un Ocak ayında aldım' dedi.

 

En çok 'iki asker' fotoğrafından etkilediğini belirten Yılmazer, 'Fotoğrafın arkasındaki bilgileri okumaya çalıştım. Albümden de koparıp tam ne yazdığını göremedim. Çünkü öylesine yapıştırılmıştı ki, çıkarmaya çalışsam fotoğraf yırtılabilirdi. Sadece altında Alman pilotun yazdığı bir yazıyı okuyabildim. 'Türk askerinin gururu' yazmıştı. Oldukça duygulandım. Yine Alman pilotun hatıratında yazdığı, 'Her ne kadar Türkiye'deki arkadaşlarımla olan birlikteliğim savaş şartları altında olduysa da, geriye baktığımda ömrümün en güzel yıllarının Türkiye'de geçtiğini söyleyebilirim' sözü beni çok etkiledi' diye konuştu.

 

Tam 7 yıl duyuramadı

 

Bu değerli hazineyi 7 yıl boyunca ortaya çıkarma fırsatı bulamadığını anlatan Yılmazer, 'Geçen yıl Çanakkale Zaferi'nin 90. yılı sebebiyle Çanakkale Üniversitesi'nde bir sunum yaptım ve orada Hava Savaşları'nı anlattım. Bu şekilde dikkat çektikten sonra Savunma ve Havacılık Dergisi yetkilileriyle anlaşıp geçen yıl Aralık ayında bu değerli hazineyi yayınlama fırsatı bulduk' dedi.

 

Kitap tekrar basılacak

 

Bir yazılım firması olan Milsoft'un 'yeni yıl armağanı' olarak belirli kişilere dağıtılmak üzere sınırlı sayıda bastırdığı 'Sözün bittiğinin resmi'nin de bulunduğu 190 fotoğraf ve 200 sayfadan oluşan 'Çanakkale Hava Savaşları' kitabı, büyük ilgi gördü. Araştırmacı öğretim üyesi Bülent Yılmazer, Savunma ve Havacılık Dergisi Teknik Koordinatörü Mehmet Demirkol ve Hakkı Arıs tarafından hazırlanan kitap, yayın anlaşması nedeniyle, bu yıl Ağustos ayından sonra isteyen her vatandaşın kütüphanesindeki yerini alabilecek. (TERCÜMAN)

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

KESİLEN KOL BİR DAHA YERİNE GELMEZ

13/12/2006 · Kategori: tarih

 

  Osmanlı Devletinin, İkinci Selim devrinde uğradığı ikinci başarısızlık İnebahtı'da oldu. Kıbrıs'ın Türkler tarafından fethi üzerine, Papa'nın teşvikleri sonucunda, büyük bir Haçlı donanması hazırlandı. 1571'de İnebahtı'da meydana gelen deniz savaşında, Osmanlı donanması imha edildi. Çok şehit verildi. Ancak Uluç (Kılıç) Ali Paşa, kurtarabildiği 60 kadar gemi ile İstanbul'a gelebildi. Bundan sonra devlet, bütün imkânlarıyla; bir kış zarfında eski donanmasını yeniden inşa ederek, Akdeniz hakimiyetini tekrar sağladı. Sokullu Mehmed Paşa, Venedik elçisine: "Biz Kıbrıs'ı almakla sizin kolunuzu kestik. Siz ise donanmamızı yakmakla, bizim sadece sakalımızı tıraş ettiniz. Kesilen kol bir daha yerine gelmez, fakat kazınan sakal daha gür çıkar" diyerek, onlara fazla sevinmemelerini söyledi. Bu arada, donanmanın yetişmeyeceği endişesini taşıyan Kılıç Ali Paşaya da; "Paşa, bu millet öyle bir millettir ki, isterse bütün gemilerinin demirlerini gümüşten, yelkenlerini atlastan, halatlarını ibrişimden yapar" sözü meşhurdur. Gerçekten ertesi yaz, Osmanlı donanması hazırlanıp Akdeniz'e inince, Venedikliler, barış istemek zorunda kaldı. Hattâ bu anlaşmada Venedik Cumhuriyeti, Türklere, Kıbrıs Seferinde yapılan masraflar karşılığı savaş tazminatı ödemeyi bile kabul etti

Kalıcı Bağlantı Yorum (2) Yorum yaz!