KESİLEN KOL BİR DAHA YERİNE GELMEZ

13/12/2006 · Kategori: tarih

 

  Osmanlı Devletinin, İkinci Selim devrinde uğradığı ikinci başarısızlık İnebahtı'da oldu. Kıbrıs'ın Türkler tarafından fethi üzerine, Papa'nın teşvikleri sonucunda, büyük bir Haçlı donanması hazırlandı. 1571'de İnebahtı'da meydana gelen deniz savaşında, Osmanlı donanması imha edildi. Çok şehit verildi. Ancak Uluç (Kılıç) Ali Paşa, kurtarabildiği 60 kadar gemi ile İstanbul'a gelebildi. Bundan sonra devlet, bütün imkânlarıyla; bir kış zarfında eski donanmasını yeniden inşa ederek, Akdeniz hakimiyetini tekrar sağladı. Sokullu Mehmed Paşa, Venedik elçisine: "Biz Kıbrıs'ı almakla sizin kolunuzu kestik. Siz ise donanmamızı yakmakla, bizim sadece sakalımızı tıraş ettiniz. Kesilen kol bir daha yerine gelmez, fakat kazınan sakal daha gür çıkar" diyerek, onlara fazla sevinmemelerini söyledi. Bu arada, donanmanın yetişmeyeceği endişesini taşıyan Kılıç Ali Paşaya da; "Paşa, bu millet öyle bir millettir ki, isterse bütün gemilerinin demirlerini gümüşten, yelkenlerini atlastan, halatlarını ibrişimden yapar" sözü meşhurdur. Gerçekten ertesi yaz, Osmanlı donanması hazırlanıp Akdeniz'e inince, Venedikliler, barış istemek zorunda kaldı. Hattâ bu anlaşmada Venedik Cumhuriyeti, Türklere, Kıbrıs Seferinde yapılan masraflar karşılığı savaş tazminatı ödemeyi bile kabul etti

Kalıcı Bağlantı Yorum (2) Yorum yaz!

istanbul gezisinden

1/12/2006 · Kategori: ozel-gunler

Kalıcı Bağlantı

istanbul gezisinden

1/12/2006 · Kategori: ozel-gunler

Kalıcı Bağlantı

istanbul gezisinden

1/12/2006 · Kategori: ozel-gunler

Kalıcı Bağlantı

istanbul gezisinden

1/12/2006 · Kategori: ozel-gunler

Kalıcı Bağlantı

sultan ahmet

1/12/2006 · Kategori: ozel-gunler



istanbul seyahatinden bir kac manzara,ilk defa istanbula gittim ve cok etkilendim.

trafik haric, ama onada birsey demiyorum. nufusa göre bence normal.

herkesin mutlaka gitmesini tavsiye ederim.

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

PARİS AKŞAMLARI

3/10/2006 · Kategori: siirler

 

Bu şiir,2.Dünya Savaşı’nda sürgün edilen,savaş zamanında
Paris’te kalıp çok fakir bir hayat süren ve cesedi Sen nehri
kıyısında bulunan bir Kırım Türkünün üzerinden çıkmıştır



“Bu kent her şeyiyle bana yabancı

Caddeler, binalar, bütün insanlar...

Öyle hasretim ki ezan sesine

Ararım çevremde minare, cami

Lakin takılırım çan kulesine

Her semtin muhteşem kilisesine

Yad el elemleri sarar içimi


Uzaklarda yurdum! Burdan çok uzak

Her mevsimi güneşli, masmavi göklü

Camili, kubbeli, kümbetli, köşklü

Ozanlı, garipli, kervansaraylı

Hele insanları: Alpli, Giraylı

Yok haber onlardan, baba evinden

Bu yüzdendir halim, kopuk bir yaprak

Herşey benden çok uzakta! Çok uzak


Gözlerim daima engine dalar

İsterim ki her an, ana yurdumda

Dağları dumanlı yaşlı Kırım’da

Duvarında mavzer ve Kur’an olan

Ata ocağında, bizim konakta

Bir bakır sinili sofra başında

İftar beklenilsin, dua edilsin

Ve sessiz sedasız yemek yenilsin

Sonra şadırvanda abdest alınıp

Hep birlikte teravihe gidilsin


Uyansam her sabah ezan sesiyle

Görsem Ayşeciği su testisiyle

Ninemi yaşmaklı, namaz kılarken

Dinlesem dedemi, Kur’an okurken

Başımı huşuyla yastığa koysam

Sonra toparlanıp yola koyulsam

Yahut günün şavkı vururken camdan

Heybetli sesiyle çağırsa babam

Anam da, kalk yavrum, aslanım dese

Tutup elleriyle omuzlarımdan

O müşvik haliyle sarılsa, öpse



Semaver kaynarken ocak başında

Dünya Türklüğünden, Türk tarihinden

Bozkurt’tan, Turan’dan söz etse dedem

Sonra Türklük için etse de niyaz

Gözlerinden akan yaşını görsem



Evet! Yurdum burdan çok uzak,

Bir ferahlık yahut bir şevk umarak

Düşerim yollara akşam üstleri

Hep böyle çaresiz, yollardan beri

Her zamanki gibi yorgun ve bitkin

Artırıp yükünü hasta kalbimin

Her an heyecanı gözlerimde yaş

Görmek ümidiyle bir Türk, bir dildaş

Dolaşırım Paris caddelerini

Yorgun akan Sen’i, köprülerini



Bir Karakış vakti, Sen kıyısında

Kafamın içinde Türklük ülküsü

Ruhumu kavuran yurt hasretiyle

Böyle göçeceğim ebediyete

Donmuş cesedimi bulup çöpçüler

Defnedilmek üzere götürecekler

Kimim ben, neyim, ne bilecekler...!

Kalıcı Bağlantı Yorum (9) Yorum yaz!

ramazan

23/9/2006 · Kategori: ozel-gunler

Manevi derecesi çok yüksek ve

kazancı pek büyük olan

Ramazan ayına girmiş bulunuyoruz, hepimize

mübarek

olsun!

Bu mübarek ayın geceleri de, gündüzleri de

çok İyi

değerlendirilmeli, elden geldiğince

ibadete, hayır ve

hasenata ağırlık verilmelidir. Çünkü, çok

kârlı bir uhrevî

kazanç mevsimidir. Sevgili peygamberimiz,

Ramazanın

önemi hakkında şöyle buyurmuştur:

“Kim inanarak ve

mükafatını Allah’tan bekleyerek

Ramazanın gecelerini

ihya ederse, onun geçmiş

günahları bağışlanır”[1].

“Ramazanın evveli rahmet, ortası

mağfiret, sonu da

cehennemden kurtuluştur.

Her kim, bu ayda idaresi

altında bulunanların iş yükünü hafifletirse,

Allah onu

mağfiret eder ve cehennem

azabından kurtarır”.

“Ramazan ayı girdiği zaman

cennetin kapıları açılır,

cehennemin kapıları kapanır

ve şeytanlar zincire

vurulur”[2].

 

tüm müslümanlar

aleminin ramazani

 mübarek olsun

Kalıcı Bağlantı Yorum (4) Yorum yaz!

uyanik söför

23/9/2006 · Kategori: fikralar

Adam trafikte 'alçaktan uçarak' giderken polise yakalanır... kenara çeker arabadan iner:
- Buyrun Memur Bey!
- Beyefendi aşırı hız yaptığınız için sizi durdurmak zorundayım, ehliyetiniz lütfen?
- Ehliyetim yok, son yaptığım kazada ehliyetime el koydular Memur Bey.
- Peki aracınızın ruhsatını görebilir miyim?
- Araba benim diil Memur Bey çaldım ben bu arabayı.
- Anlamadım nasıl yani, siz bu arabayı çaldınız, öyle mi???
- Evet Memur Bey, aa durun bi dakka torpido gözünde ruhsat olucaktı, silahımı oraya koyarken ruhsat gibi bişi gördüm galiba....
Polis iyice şaşırır:
- Torpido gözünde silah mı var?!?!?!!?!?!?
- Evet Memur Bey, bu arabanın sahibi kadını vurduktan sonra cesedi bagaja koydum silahı da torpido gözüne koydum...
- Bİ DE BAGAJDA CESET Mİ VAR?!?!?!!?!?!?!?!?!?!
- Evet Memur Bey...
Trafik polisi bunu duyar duymaz amirini arar, arabanın etrafı bir anda polislerle dolar ve adamı sorguya alırlar.... Ekipler amiri adamın ehliyetini ister, adam ehliyetini çıkarır ki ehliyet geçerli temiz hiçbir anormallik yok.. Bunun üzerine adamın ruhsatını ister, adam çıkartır ruhsatı da verir, ekipler amiri yine bakar ki araba adama ait.. Derken adamdan torpido gözünü açmasını ister, adam açınca ortaya çıkar ki orada da silah falan yok... Ekipler amiri bir de bagaja bakmak ister adam bagajı açar orada da ne ceset ne bişi yok.. Bunun üzerine ekipler amiri 'Çok garip' der....
'Sizi durduran memurun anlattığına göre bu arabanın bi kadına ait olduğunu söylemişsiniz, kadını öldürüp cesedi bagaja, silahı da torpido gözüne koymuşsunuz...'
Adam güler:
'İnanamıyorum... O şimdi benim için 'aşırı hızlı gidiyordu' da demiştir.

Kalıcı Bağlantı Yorum (4) Yorum yaz!

dostlara

17/9/2006 ·

arkadaslar ziyaretleriniz icin cok tesekkürler,

vaktim oldukca ziyaretlerinize gelicem ama su günlerde cok yogunum,

malesef hic vaktim olmuyo.

iyi günler..........

Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki :: Sonraki »